<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mümin Genç</title>
	<atom:link href="http://mumingenc.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mumingenc.com</link>
	<description>Bir başka WordPress sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Jun 2011 07:27:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>İsmail Ağa Cemaati Hangi Partiye oy vereceğini açıkladı&#8230;</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/06/11/ismail-aga-cemaati-hangi-partiye-oy-verecegini-acikladi/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/06/11/ismail-aga-cemaati-hangi-partiye-oy-verecegini-acikladi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 07:27:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Seçimlere iki gün kala İslami cemaatlerin oylarının renkleri de netleşmeye başladı. İsmailağa Cemaati&#8217;nde Mahmut Ustaosmanoğlu&#8217;nun Saadet yönünde bir tavrı olduğu bilinirken, Cemaat içerisinde bazı hocaların farklı partilere yönlendirmesinin cemaat arasında tepki çektiği öne sürüldü. HRİSTİYAN VE YAHUDİLERLE OTURUP KALKANLAR İsmailağa sitesinde yayınlanan resmi yazıda cemaatin tavrı açıkca ortaya kondu. Yapılan yazılı açıklamada, &#8217;4 yıldır Hıristiyan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seçimlere iki gün kala İslami cemaatlerin oylarının renkleri de netleşmeye başladı. İsmailağa Cemaati&#8217;nde Mahmut Ustaosmanoğlu&#8217;nun Saadet yönünde bir tavrı olduğu bilinirken, Cemaat içerisinde bazı hocaların farklı partilere yönlendirmesinin cemaat arasında tepki çektiği öne sürüldü.<br />
HRİSTİYAN VE YAHUDİLERLE OTURUP KALKANLAR</p>
<p>İsmailağa sitesinde yayınlanan resmi yazıda cemaatin tavrı açıkca ortaya kondu. Yapılan yazılı açıklamada, &#8217;4 yıldır Hıristiyan ve Yahudilerle oturup kalkanlar, onları mekanlarında ziyaret edenler seçim yaklaştığında İslami cemaatleri hatırlamışlar, yüz çevirmeleri ile de büyük bir endişe ve korkuya kapılmışlardır.&#8217; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Açıklama da AKP gelmezse CHP gelir söylemlerine de cevap verilirken &#8220;Bu parti gelmesinde din düşmanı parti mi gelsin?&#8221; diyorlar. Bunu söyleyenlerinde dinle alakası yok zaten. Olsaydı bu gerçekleri görürlerdi.&#8217; denildi.<br />
İŞTE İSMAİLAĞA&#8217;NIN SİTESİNDE YAYINLANAN O RESMİ AÇIKLAMA:</p>
<p>Sitemizin iletişim kısmından gelen yoğun baskı üzerine bu açıklamayı yapmak zorunda kaldık. Bazı yoldaşlarımızın, kardeşlerimizin oy vereceği partiyi açıkça ilan etmeleri değerli vatandaşlarımızı, cemaatimizin hangi partiye oy vereceği hususunda meraka yöneltmiş, tam ve kesin bir bilgi arayışına itmiştir.</p>
<p>4 yıldır Hıristiyan ve Yahudilerle oturup kalkanlar, onları mekanlarında ziyaret edenler seçim yaklaştığında İslami cemaatleri hatırlamışlar, yüz çevirmeleri ile de büyük bir endişe ve korkuya kapılmışlardır.<br />
RAMAZAN&#8217;DA İFTARA DAVET ETMEDİLER</p>
<p>Müslümanların Ramazan ayında verdikleri iftar yemeğine (dinimizce) cenabet gezen gayri müslim, haham, papaz ve rahipler davet ederken, ülkemizde milyonlarca destekçisi bulunan İslami cemaatlerin bir üyesini, o cemaati temsilen davet etmemişler, besmele ile kilise açarken, camide ayine izin vermişlerdir.</p>
<p>Dinler arası diyalogda en büyük felaket olan Hıristiyan ve Yahudilere cennetten parsel dağıtımının resmi ayağını kurarken (en azından diyanetin sessiz kalması bile bunların ekmeğine yağ sürmektir), medeniyetler ittifakı deyip İslam&#8217;ı diğer muharref dinlerle bir tutmuş, aynı bahçeye koymuşlardır.<br />
RUHBAN OKULU</p>
<p>Üçüncü dönemlerinde casus yetiştiren &#8220;ruhban okulu&#8221; açılacak ve faaliyete geçecektir. İddialara göre bu sebeple Sayın Bartholomeos il il gezip Hıristiyanlardan hükümet lehine oy toplamaya çalışmaktadır.</p>
<p>Her yerde kiliseler devletin bütçesi ile mamur edilip, ihya edilip ayin yaptırılırken, milletimizin hayrı ile yaptırdığı Fetih Külliyesi iade edilmemiş, temelindeki maksada kavuşturulmamış, banilerinin ruhu sızlatılmaya devam edilmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan Kuran Kurslarının kapısına kilit vurulmasını zorunlu kılan yaş sınırı yükseltilmiş, &#8220;bu da yetmez&#8221; denilerek zorunlu eğitim süresi uzatılmıştır.<br />
İMAMLAR BEKÇİ HALİNE GETİRİLMİŞTİR</p>
<p>Camilerde merkezi ezan ve vaaz sistemleriyle İmamlar pasifize edilerek bekçi haline getirilmiş, imam ve cemaat arasındaki bağ koparılmıştır. Her ne kadar bu uygulama 28 Şubatın bir eseri olsa da bu gün gelişerek devam etmektedir.<br />
ZİNA SUÇ SAYILMAKTAN ÇIKARTILDI</p>
<p>Zina suç sayılmaktan çıkmış, fuhuş evlerinin devlet eliyle işletilmesine son verilecek yerde &#8220;getirisi çok olduğu için&#8221; fuhuş evi açılımı devam etmektedir.</p>
<p>Kürt açılımı, alevi açılımı, roman açılımı, ermeni açılımı, Hıristiyan açılımı, şarkıcı açılımı şu alçımı, bu açılımı yapılırken Müslümanlar lehine tek bir şey dahi yapılmamış, azınlık dediğimiz gayri müslimler abad edilirken çoğunluk olan Müslümanlar (ne de olsa elimizde denilerek) itilmiş ve yok sayılmıştır.</p>
<p>Bunlar ve niceleri bizi gelecek adına kaygılandırmaktadır.</p>
<p>Şimdi, Diyalogcuların yurt dışından uçak uçak adam taşıyıp hükümet için oy kullandırması, televizyon dizilerinde, haber programlarında hükümet propagandası yapmasına kimsenin sesi çıkmıyor, onlar yandaş ve yalaka olmuyorlar ama biri kalkıp bunları söyleyince ya Ergenekoncu ya statükocu veya Ak Parti düşmanı koyu bir Saadet partili damgası yiyor. Ne yapalım? Müftü olmak isteyen ilahiyatçıların yaptığı gibi evimizin etrafını hükümet bayrakları ile mi donatalım?<br />
&#8216;DİN DÜŞMANI PARTİ Mİ GELSİN&#8217;</p>
<p>&#8220;Bu parti gelmesinde din düşmanı parti mi gelsin?&#8221; diyorlar. Bunu söyleyenlerinde dinle alakası yok zaten. Olsaydı bu gerçekleri görürlerdi.</p>
<p>&#8220;Bir 28 Şubat mı istiyorsunuz, siz bunu hak ediyorsunuz&#8221; diyerek hemen tehdit ediyorlar. Bizde &#8220;Senin duanla mı yaşıyorum ki, senin bedduanla öleyim&#8221; tabiri ile cevap veriyoruz. Çünkü bu yol sıkıntı yolu, bu yol dert yolu, bu yol çile yolu. Yüzyıllardır asmışlar, kesmişler ama Allah&#8217;ın izniyle bitirememişler, siz mi bitireceksiniz? Ergenekon mu bitirecek?</p>
<p>Bunları, sitemizin iletişim kısmından cemaatimize yöneltilen suçlamalar ve tenkitler sebebiyle yazdık.</p>
<p>Bizler Sultanımızın emri gereği bir yönlendirme yapmayacağız. Kesin bir ifade ile &#8220;şu&#8221; partiye verin demeyeceğiz. Çünkü bu bir tefrika sebebi oluyor.</p>
<p>Feraset sahibi her mümin nereye oy vereceğini bilir. Feraseti körelmişse ona Efendi hazretlerinin nasihati, Peygamberimizin hadisi değil ayet bile tesir etmez.</p>
<p>Çünkü duymak istemeyenden daha sağır yoktur. Adam olunca sağır, ona istediğin kadar bağır&#8230;<br />
İSMAİLAĞA&#8217;NIN SAADET KARARI NETLEŞTİ</p>
<p>İsmailağa cemaatinden yapılan yazılı açıklamanın ardından daha önce yapılan cemaatin oyları Saadet&#8217;e kaydı haberleri doğrulanmış oldu. İsmailağa cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu&#8217; nun gerek merhum Milli Görüş Lideri Erbakan&#8217;la olan uzun yıllara dayanan dostluğu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr Mustafa Kamalak&#8217;ın Mahmut Efendi&#8217;yi konutunda ziyaretinin ardından cemaatin oylarının rengi değişmiş oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/06/11/ismail-aga-cemaati-hangi-partiye-oy-verecegini-acikladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Şevket EYGİ&#8217;nin yazısı</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/06/08/mehmet-sevket-eyginin-yazisi/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/06/08/mehmet-sevket-eyginin-yazisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 14:54:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[1. Dinde reformun her çeşidi kötüdür. Dini değiştirmeye yönelik reformun azı da sapıklıktır, çoğu da. 2. Dinde tecdid vardır, her asırda müceddidler gelmiştir ama dinde reform yoktur, reformcular bozuktur. 3. İslam&#8217;ı Avrupa Birliği (AB) normlarına, standartlarına uydurmaya kalkışmak küfürdür. 4. İslam&#8217;ı Haçlıların ve Siyonistlerin BOP plan ve projesine uydurmak ve ayarlamak küfürdür. 5. Peygamberimizin (Salat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Dinde reformun her çeşidi kötüdür. Dini değiştirmeye yönelik reformun azı da sapıklıktır, çoğu da.</p>
<p>2. Dinde tecdid vardır, her asırda müceddidler gelmiştir ama dinde reform yoktur, reformcular bozuktur.</p>
<p>3. İslam&#8217;ı Avrupa Birliği (AB) normlarına, standartlarına uydurmaya kalkışmak küfürdür.</p>
<p>4. İslam&#8217;ı Haçlıların ve Siyonistlerin BOP plan ve projesine uydurmak ve ayarlamak küfürdür.</p>
<p>5. Peygamberimizin (Salat ve selam olsun ona) sahih hadislerini AB ve BOP süzgecinden geçirip ayıklamak büyük bir ihanet ve suikasttır.</p>
<p>6. Ilımlı İslam emperyalistler, sömürgeciler, Siyonistler ve militan Haçlılar tarafından Müslümanlara hazırlanmış bir tuzaktır.</p>
<p>7. İslam dini ile Feminizm ideolojisi asla bağdaşmaz ve uyuşmaz.</p>
<p>8. Mezhepsizlik İslam Şeriatını tehdit eden en büyük bid&#8217;attir.</p>
<p>9. Dört fıkıh mezhebinin kolaylıklarını cem etmek din ile alay etmektir.</p>
<p>10. Ehl-i Sünnet&#8217;e karşı yeni bir &#8220;İslam Protestanlığı&#8221; çıkartma teşebbüsleri hıyanettir.</p>
<p>11. İlahi İslam dini ile M. Kemal Paşa&#8217;nın ölümünden sonra uydurulmuş Kemalizm ideolojisini bağdaştırmaya çalışan ilahiyatçılar çok bozuktur.</p>
<p>12. İmanın şartları altıdır ve bunlardan biri kadere imandır. Kadere imanı inkar eden doğru yoldan çıkmıştır.</p>
<p>13. Zinanın dinen suç ve günah olduğuna inanmayan dinden çıkar, mürted olur.</p>
<p>14. Kur&#8217;andaki ve sahih hadislerdeki muhkem hükümler Kıyamet&#8217;e kadar yürürlüktedir.</p>
<p>15. Din &#8220;sadece&#8221; bir vicdan meselesidir, din ile dünya ayrıdır, din dünyaya karışamaz diyen kişi Müslümanlıktan çıkmış olur.</p>
<p>16. Tesettür Kitab, Sünnet ve icma-i ümmet ile farzdır, inkar eden mürted olur.</p>
<p>17. Şefaat haktır, inkar eden bid&#8217;atçidir.</p>
<p>18. Cumhur-i ulema görüşüne aykırı bütün şazz görüşler geçersizdir.</p>
<p>19. İcazetli ulema, fukaha sınıfından olmayan, tefsir yapma ehliyetine sahip olmayan kişilerin yaptıkları Kur&#8217;an tercümeleri, mealleri, tefsirleri yanlışlarla doludur ve okunmamalıdır.</p>
<p>20. Tefsir ehliyeti ve icazeti olduğu halde &#8220;sırf&#8221; para kazanmak, mal edinmek, köşeyi dönmek niyet ve amacıyla yazılan tefsirler de ihlasa mukarin olmadıkları için alınmamalıdır.</p>
<p>21. Kendisini bir tür imam ve mürşid gibi gösteren reformcu, bid&#8217;atçi ve binamaz kişiler dall ve mudildir.</p>
<p>22. İslam dini ile hayatı birbirinden kopartmak ve ayırmak, dini sadece vicdanlara haps etmek isteyenler ve bu yolda çalışanlar sapıktır.</p>
<p>23. Dinde değişim istemek bir tür reformculuktur ve sapıklıktır.</p>
<p>24. Din hükümleri eskimez, binaenaleyh dinde yenilik yapılamaz.</p>
<p>25. Kur&#8217;anın ve Sünnetin nice muhkem hükmü zamanımızda geçerli değildir, onlar tarihseldir diyen ve bu yüzden Pakistan&#8217;dan kovulan Fazlurrahman çok bozuk bir kişidir ve onun Tatiliye mezhebi bozuk ve sapık bir mezheptir.</p>
<p>26. Müslümanlar elbette hadis çalışmaları ve tasnifleri yapabilir, ortaya yeni hadis kitapları koyabilirler ama asla ve asla AB ve BOP normlarına göre hadis ayıklaması yapamazlar.</p>
<p>27. Sahih-i Buhari&#8217;nin, Allah&#8217;ın Kitabı Kur&#8217;andan sonra en sahih (doğru) kitap olduğunda icmaya yakın çok kuvvetli bir ittifak vardır.</p>
<p>28. Nasirüddin Albani&#8217;nin ilim, fıkıh ve hadis icazeti yoktur ve çağımızın en büyük bid&#8217;atçisi olduğuna dair aleyhinde on beş kadar (bazısı birkaç cilt) reddiye yazılmıştır. Bu kişi kesinlikle din alimi ve imam değildir, ona itibar edilmez.</p>
<p>29. Tarikat ve tasavvuf evliyası evliyaurrahman değil, evliyauşşeytandır diyen taife yoldan çıkmıştır.</p>
<p>30. Necid mezhebinin Ehl-i Sünnet ve Cemaat&#8217;e aykırı bütün iddia, inanç, görüş, fikir, fetva ve tenkitleri batıldır. Bunlardan bir teki bile isabetli ve sahih değildir.</p>
<p>31. Din ilmi okumamış bir Müslüman İslam&#8217;ı ve kulluk vazifelerini doğrudan doğruya Kitab ve Sünnet&#8217;ten değil, muteber akaid, fıkıh, ilmihal ve ahlak kitaplarından öğrenebilir/öğrenmelidir.</p>
<p>32. Ümmet-i Muhammed arasında dini konularda anlaşmazlık çıkınca, Peygamberimiz (Salat ve selam olsun ona) Sevad-ı Azam dairesi içinde bulunmayı tavsiye etmiştir.</p>
<p>33. Bir mürşide mutlak ihtiyacı olduğu halde kamil bir mürşidi olmayanın mürşidi şeytan olur.</p>
<p>34. Sürüden ayrılanı kurt kapar.</p>
<p>35. Din sömürücüleri en azılı harbi kafirlerden fazla zarar vermektedir.</p>
<p>36. Merhum Şeyhülislam Tokadi Mustafa Sabri, merhum Düzcevi Muhammed Zahid Kevseri, merhum Mekke Şafii Reisüluleması Ahmed Zeyni Dahlan, merhum Yusuf İsmail en-Nebhani gibi ulema bid&#8217;atçilere, reformculara, sapık fırkalara karşı Ümmet-i Muhammed&#8217;i uyarmışlardır. Ehl-i Sünnet Müslümanları onlara şükran borçludur. Onları unutmamalıyız ve hatıralarını, eserlerini, görüşlerini canlı ve taze tutmalıyız.</p>
<p>37. Bulgaristanlı Ezheri merhum Ahmed Davudoğlu hocaefendi hazretleri hem komünist Bulgar devletinin, hem de ülkemizdeki bozuk rejimin zulmüne uğramış, inançlarından dolayı zindanlarda yatmış mücahid, alim, fakih bir Ehl-i Sünnet büyüğüdür. Reformcularla mücadele etmiş ve Müslümanları uyarmıştır. Onun uyarılarını ve öğütlerini hiç unutmamalıyız.</p>
<p>38. Cemaleddin Afgani yalancıdır ve Müslümanları aldatmıştır. Çünkü İranlı olduğunu saklamış, kendisini Afgan olarak göstermiş, yine Şii olduğunu gizleyip Sünni postuna bürünmüştür. Bu adam azılı ve koyu bir Farmasondu. Bu kişiyi bir İslam büyüğü olarak tanıtmak büyük bir aldatmacadır.</p>
<p>39. Afgani&#8217;nin müridi Muhammed Abduh da Masondur ve bozuktur.</p>
<p>40. Afgani ve Abduh ile bir sacayağı oluşturan Reşid Rıza bozuktur.</p>
<p>41. Türkiye&#8217;de Ehl-i Sünneti yıkmak için sinsi ve açık, genel ve yoğun bir tahrip kampanyası yürütülmektedir. Bütün Müslümanlar bunu bilmeli ve yasal sınırlar içinde buna karşı çıkmalıdır.</p>
<p>42. Şu anda ülkemizde mutlak İslam müctehidi ve mezheb müctehidi yoktur. Bazı reformcular ve bid&#8217;atçiler kendilerinin müctehid olduğunu iddia ediyor. Bunlara aldanmamalıdır.</p>
<p>43. Sekülarizm cereyanı Ümmetimizi tehdit eden büyük tehlikelerden biridir.</p>
<p>44. Gizli ve derin şer güçleri, reformcuları şaibeli telif ücretleriyle cömertçe desteklemektedir.</p>
<p>45. Dinini, imanını korumak isteyen, ebedi saadetini tehlikeye atmak istemeyen akıllı, firasetli Müslümanlar bilcümle reform, yenilik, değişim, BOP&#8217;çuluk, ılımlı İslam, İslam Protestanlığı, Üç ibrahimi din, kafirler de cennete girecektir, Kemalizme uygun İslam, mezhepsizlik, telfik-i mezahib gibi bozuk bid&#8217;at cereyanlarından uzak durmalıdır.</p>
<p>(İkinci yazı)<br />
Gafleti Bırakalım</p>
<p>ÜLKE ve dünya çok karışık. Çok alametler belirdi. Bunun sonu ya küçük kıyametlerdir, yahut büyük kıyamet. İnsanlığı saran gaflet ve dalalet bulutları ve sisleri çok yoğun. Ülkemizde milyonlarca vatandaş şaşkın vaziyette. Müslümanların bir kısmı hem biz Allaha inandık diyor, hem Allahın yap dediklerini yapmıyor, yapma dediklerini yapıyor. Büyük günahlar, büyük ayıplar, büyük isyanlar açıkça işlenmeye başladı. Fısk, fücur, tuğyan kebair sokaklara taştı. Mal ve para hırsı nicelerini azdırdı, çıldırttı, kudurttu. Onlara dur diyen hemen hemen kalmadı. Müslümanların büyük bir kısmı küfre alıştı ve kanıksadı. Gelip geçici dünyaya yöneldiler, ahireti sanki unuttular. Yüksek binalar ve zina çok yaygın. Riba ile ticaret birbirine karıştı. &#8220;Onların dinleri paradır, kıbleleri karılarıdır&#8230;&#8221; Lüks, israf, bin türlü beyinsizlik. Niceleri var ki, cep telefonuna verdikleri önemi dine vermiyor. Şunlara bakınız: Hem biz Müslümanız diyor, hem de azgın ve ekfer Tağut&#8217;un peşinden gidiyor. Bir kısım taife-i nisa büsbütün şaşırdı. Bazıları rühbanlarını erbab edindi, putlaştırdı. Şu şaşkınlara bakın: Tevhid&#8217;i, Resulullah&#8217;ı, Kur&#8217;anı, İslam&#8217;ı red, inkar ve tekzib edenleri Cennete dolduruyor. Bre nabekarlar!.. Cennet sizin babanızın çiftliği midir?</p>
<p>Ebedi saadetini yitirmek istemeyen gafletlerden arınsın uyansın, Kur&#8217;ana ve Sünnete uygun doğru yola girsin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/06/08/mehmet-sevket-eyginin-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSANOĞLU 1</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/06/04/insanoglu-1/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/06/04/insanoglu-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 18:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Allahdan korkarsan alim olursun Kanaat edersen zengin olursun Tevhidi yaşarsan hakkı bulursun Sünnetten ayrılma ey insan oğlu Yardımı seversen hayırlı olursun Doğru adım atarsan yolu bulursun Hazreti hamzaya komşu olursun Sünnete uyarsan ey insan oğlu Dilersen kendine komşunada iste Nefsine uyupta ümmete küsme Yarenden dostundan selamı kesme Adaletli insan ol insan oğlu Mehmet Akif ERSOY]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allahdan korkarsan alim olursun<br />
Kanaat edersen zengin olursun<br />
Tevhidi yaşarsan hakkı bulursun<br />
Sünnetten ayrılma ey insan oğlu </p>
<p>Yardımı seversen hayırlı olursun<br />
Doğru adım atarsan yolu bulursun<br />
Hazreti hamzaya komşu olursun<br />
Sünnete uyarsan ey insan oğlu </p>
<p>Dilersen kendine komşunada iste<br />
Nefsine uyupta ümmete küsme<br />
Yarenden dostundan selamı kesme<br />
Adaletli insan ol insan oğlu</p>
<p>                                Mehmet Akif ERSOY</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/06/04/insanoglu-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unuttum!</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/06/04/unuttum/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/06/04/unuttum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 18:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[Dünya bir gölgelikti oysa&#8230; Yolcu olduğumu unuttum! Yolumun buradan geçtiğini, Ve sadece uğradığımı unuttum! Yapmam gerekenler vardı,burası imtihandı, Seyrü sefaya dalıp ahiretimi unuttum. Rabb-i&#8217;me verdiğim bir sözüm vardı; Dünya kelamı konuşmaktan, O sözümü unuttum. Ne de çok unuttuk, Ne çabuk da unuttuk. Rabb-i&#8217;m bizi unutmasın. (Amin)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>       Dünya bir gölgelikti oysa&#8230;<br />
       Yolcu olduğumu unuttum!<br />
       Yolumun buradan geçtiğini,<br />
       Ve sadece uğradığımı unuttum!<br />
       Yapmam gerekenler vardı,burası imtihandı,<br />
       Seyrü sefaya dalıp ahiretimi unuttum.<br />
       Rabb-i&#8217;me verdiğim bir sözüm vardı;<br />
       Dünya kelamı konuşmaktan,<br />
       O sözümü unuttum.<br />
       Ne de çok unuttuk,<br />
       Ne çabuk da unuttuk.<br />
       Rabb-i&#8217;m bizi unutmasın.<br />
                                           (Amin)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/06/04/unuttum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençliğe Hitabe&#8230;</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/05/19/genclige-hitabe/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/05/19/genclige-hitabe/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 May 2011 20:04:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre&#8230; Birincisi iki buçuk asır&#8230; Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet&#8230; İkincisi üç asır&#8230; Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet&#8230; Üçüncüsü bir asır&#8230; Allahın, Kur&#8217;ân&#8217;ında &#8216;belhüm adal-hayvandan aşağı&#8217; dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret&#8230; Ya dördüncüsü? &#8230;. Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre&#8230; Birincisi iki buçuk asır&#8230; Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet&#8230; İkincisi üç asır&#8230; Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet&#8230; Üçüncüsü bir asır&#8230; Allahın, Kur&#8217;ân&#8217;ında &#8216;belhüm adal-hayvandan aşağı&#8217; dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret&#8230; Ya dördüncüsü? &#8230;. Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet&#8230; İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören&#8230; Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi&#8230; Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik&#8230; </p>
<p>Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün &#8216;dikey&#8217;leri &#8216;yatay&#8217; hale getirecek bir çığlık kopararak &#8216;mukaddes emaneti ne yaptınız? &#8216; diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik&#8230; </p>
<p>Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik&#8230; </p>
<p>Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında &#8216;Hakimiyet Hakkındır&#8217; düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik&#8230; </p>
<p>Emekçiye &#8216;Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! &#8216; diyecek&#8230; Kapitaliste ise &#8216;Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! &#8216; ihtarını edecek&#8230; Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik&#8230; </p>
<p>Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk&#8217;ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa model teşkil edecek bir gençlik&#8230; </p>
<p>&#8216;Kim var? &#8216; diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert &#8216;ben varım! &#8216; cevabını verici, her ferdi &#8216;benim olmadığım yerde kimse yoktur! &#8216; fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik&#8230; </p>
<p>Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispetle usûle, stratejiye uygun bir gençlik&#8230; </p>
<p>Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik&#8230; </p>
<p>Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik&#8230; </p>
<p>Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara &#8216;siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! &#8216; diyecek ve gerçek müslümanlığın &#8216;nasıl&#8217;ını ve &#8216;ne idüğü&#8217;nü her haliyle gösterecek bir gençlik&#8230; </p>
<p>Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O&#8217;ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O&#8217;nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik&#8230; </p>
<p>İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum. Şekillenmesi, billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerimden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil! Allahın selâmı üzerine olsun&#8230; </p>
<p>Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! </p>
<p>Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! &#8230;</p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/05/19/genclige-hitabe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Site Eksiklikleri</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/04/25/site-eksiklikleri/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/04/25/site-eksiklikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2011 14:32:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Arkadaşlar, sitemizin eksiklikleri için özür dileriz&#8230; Hakkınızı helal ediniz; inşaallah sitemizi en kısa zamanda tamamlayacağız&#8230;. Selam ve Dua ile&#8230;Esselamünaleyküm&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlar, sitemizin eksiklikleri için özür dileriz&#8230; Hakkınızı helal ediniz; inşaallah sitemizi en kısa zamanda tamamlayacağız&#8230;.</p>
<p>                               Selam ve Dua ile&#8230;Esselamünaleyküm&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/04/25/site-eksiklikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MÜMİNİN 24 SAATİ</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/04/15/muminin-24-saati/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/04/15/muminin-24-saati/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2011 22:37:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Sabah Uyandığında Temizlik Yaparken Kıyafetlerini Giyerken Kahvaltı Ederken Yolda Giderken İş Hayatında Alışveriş Yaparken Spor Yaparken İbadetlerini Yerine Getirirken Gece Yatarken &#8220;Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım&#8221; (Zariyat Suresi, 56) ayeti, Allah&#8217;ın insanları Kendisine kulluk etmeleri için var ettiğini haber verir. Diğer bir ifadeyle, insanın yaratılış amacı, herşeyin yaratıcısı olan Rabbimize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah Uyandığında<br />
Temizlik Yaparken<br />
Kıyafetlerini Giyerken<br />
Kahvaltı Ederken<br />
Yolda Giderken<br />
İş Hayatında<br />
Alışveriş Yaparken<br />
Spor Yaparken<br />
İbadetlerini Yerine Getirirken<br />
Gece Yatarken </p>
<p>&#8220;Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım&#8221; (Zariyat Suresi, 56) ayeti, Allah&#8217;ın insanları Kendisine kulluk etmeleri için var ettiğini haber verir. Diğer bir ifadeyle, insanın yaratılış amacı, herşeyin yaratıcısı olan Rabbimize Kuran&#8217;da bildirildiği şekilde kulluk etmektir. İşte bu nedenle Kuran&#8217;ı rehber edinenler gereği gibi Allah&#8217;a ibadet etmeyi herşeyden üstün tutar; ortalama altmış-yetmiş yıllık kısa ömürlerini ahiret için ciddi bir çaba harcayarak ve Allah&#8217;ın rızasını kazanmaya çalışarak geçirirler. Bu durum, günlük hayatlarının her anında kendini gösterir. </p>
<p>Mümin Kuran ahlakını yaşamanın dünya hayatının bir kısmını, belirli anlarını veya safhalarını değil, tümünü kapsadığının bilincindedir. Allah&#8217;ın emirlerini titizlikle uygular ve daha fazla hayır işleyerek sürekli salih amellerde bulunur. Vaktini Allah&#8217;ın Kuran&#8217;da belirttiği ibadetlerle geçirir. Bir işinden boşaldığı zaman da hemen yeni bir işe yönelir. Allah&#8217;ın &#8220;De ki: &#8220;Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;ındır.&#8221;" (Enam Suresi, 162) ayetinde bildirdiği gibi, sürekli olarak hayır ve güzellik peşindedir. Bu çaba arasında bir kesinti, duraklama, sınır yoktur. Mümin için bir işin tamamlanması yeni bir işin başlaması gerektiğinin bir göstergesidir. Çünkü mümin dünyada kendisine verilen her saniyeyi Allah&#8217;ın rızasını kazanmak için çaba harcayarak geçirmesi gerektiğini ve ahirette dünyada geçirdiği her anın hesabını vereceğini bilir. Bu nedenle de sadece Allah&#8217;ın rızasını kazanabilmek umuduyla her dakikasını Allah&#8217;ın en razı olacağını umduğu işleri yaparak geçirir. Allah Kuran&#8217;da müminlerin bu yönde çaba harcamasını şöyle emreder: </p>
<p>Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın yorulmaya-devam et. (İnşirah Suresi, 7) </p>
<p>Müminin Allah rızası için yürüttüğü faaliyetler günden güne devamlılık ve süreklilik gösterir. Bu durum, Allah&#8217;ın &#8220;Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.&#8221; (Meryem Suresi, 76) ayetinin bir gereğidir. Rabbimiz, istediği davranış biçiminin ibadetlerde kararlılık olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir: </p>
<p>Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O&#8217;na ibadet et ve O&#8217;na ibadette kararlı ol. Hiç O&#8217;nun adaşı olan birini biliyor musun? (Meryem Suresi, 65) </p>
<p>Cahiliye insanlarının bu konudaki tutumu ise, ahiretin varlığından şüphe etmek gibi sapkın bir mantıktan yola çıkarak, arada sırada bazı ibadetleri yerine getirmekten ibarettir. </p>
<p>Bazı insanlar kendilerine tek hedef olarak belirledikleri dünya nimetlerini elde etmek için çok büyük bir çaba gösterirler. Zengin olmak, statü kazanmak ya da başka menfaatler için ellerinden gelen herşeyi yaparlar. Çok kısa süre içinde tümüyle ellerinden gidecek olan &#8220;az bir değer&#8221; (Tevbe Suresi, 9) uğruna büyük bir yarış içine girerler. Allah&#8217;ın rızasına ve cennetine talip olan mümin ise, yalnızca Allah için ciddi bir çaba gösterir. Allah Kuran&#8217;da, müminin bu özelliğini şöyle tarif etmektedir: </p>
<p>Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır. (İsra Suresi, 19) </p>
<p>Bütün gününü Allah&#8217;ın rızasını kazanmaya çalışarak geçiren mümin, ibadetlerinde son derece şevkli ve isteklidir. Gün boyunca tüm düşüncelerinde ve davranışlarında Allah&#8217;ı hatırlar ve anar. O&#8217;nun sonsuz kudreti, aklı, ilmi, sanatı ve diğer sıfatları üzerinde derin derin düşünür. Aslında bu tutum, &#8220;&#8230; Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O&#8217;nu tesbih et&#8230;&#8221; (Al-i İmran Suresi, 41) ve &#8220;Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret&#8230;&#8221; (Araf Suresi, 205) ayetlerindeki hükmün hayata geçirilmesidir. Böyle davranan mümin daima huzurlu ve mutludur. Çünkü &#8220;&#8230; Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah&#8217;ın zikriyle mutmain olur&#8221; (Ra&#8217;d Suresi, 2 ayetinde Rabbimiz kalplerin yalnızca Kendisini anmakla huzur bulacağını haber vermiştir. </p>
<p>Kuran ahlakını kendine rehber alan bir insan Allah&#8217;ın yapılmasını emrettiği 5 vakit namaz kılmak, oruç tutmak, abdest almak gibi fiili ibadetlerini büyük bir titizlikle yerine getirir. Örneğin namazlarını vaktinde kılma konusunda çok hassastır. Dünyevi işlerinin namaz kılmasını engellemesine izin vermez. Kendisini Allah&#8217;a yaklaştıran bu ibadeti her defasında coşkuyla, zevk alarak ve huşu içinde yerine getirir. </p>
<p>Allah&#8217;a gönülden yönelmeden, gösteriş amacıyla ya da &#8220;İnsanlar ne der?&#8221; endişesiyle namaz kılanlar ise, Allah&#8217;a ibadet etmenin hazzını yaşayamazlar. İbadetlerini yerine getirirken zihinlerinde kendilerini Allah&#8217;a yakınlaştıracak düşünceler yoktur. Zihinleri Allah&#8217;ın adını anmak ve yüceltmekten çok günlük işlerle meşguldür. Allah Kuran&#8217;da bu şekilde namaz kılanları şöyle uyarmaktadır: </p>
<p>İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar. (Maun Suresi, 4-6) </p>
<p>Bu şekilde sözde Allah adına bir şey yaptıklarını sanarak Allah&#8217;tan korkmadan, O&#8217;nu düşünmeden, O&#8217;nun varlığını ve yakınlığını hissetmeden ibadet edenler yanılgı içindedirler. İnsanı Allah&#8217;a yakınlaştıracak olan davranışlar, ibadet esnasındaki samimiyeti, Allah korkusu, itaati, huşusu, yani takvasıdır. </p>
<p>Elinizdeki kitapta cahiliye insanlarının çarpık ibadet mantığı ayrıntılı olarak ele alınmayacaktır. Bu konu hakkında daha kapsamlı bilgi edinmek isteyenler Adamlık Dini adlı kitabımıza başvurabilirler. </p>
<p>Burada özellikle üzerinde durulması gereken bir nokta vardır: Bazı insanlar ibadet kavramını çok kısıtlı değerlendirir, gün boyunca Allah&#8217;ın birkaç emrini yerine getirmenin yeterli olduğunu zannederler. Oysa Kuran&#8217;a göre ibadet sadece namaz, oruç, hac, zekat gibi kişinin üzerine farz olan hükümlerle sınırlı değildir. </p>
<p>İbadet, kulluk anlamına gelir. Yani insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuşma, hal ve tavır birer ibadettir. Namaz bir insan için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı şekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, insanları uyarmak, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da birer ibadettir. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Gözardı Edilen Kuran Hükümleri) Bu nedenle, titizlik ve kararlılıkla korunması, uygulanması gerekenler hem fiili ibadetler hem de ahlaki hükümlerdir. Kısacası, müminler Allah&#8217;ın Kuran&#8217;da bildirdiği hükümlerin tümüne hayatlarının her anında gereken özeni en fazlasıyla gösterirler. İman edenlerin gün içindeki en önemli ibadetlerinden birisi ise tebliğ, yani insanları doğru yola çağırmak, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırmak, onları Kuran&#8217;a davet etmektir. Öyle ki, bu ibadet müminlerin günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Mümin, sözleriyle, haliyle, tavrıyla yaşamının her anında Allah&#8217;ın dinini diğer insanlara anlatmakla ve İslam ahlakını temsil etmekle yükümlüdür. Üstelik bu yükümlülük sadece dini tanımayanlara yönelik değildir. Mümin çevresindeki müminlere karşı da en güzel tavırları göstererek örnek olmaya çalışır. Söz konusu gerçekleri Rabbimiz bir ayette şöyle tarif etmektedir: </p>
<p>Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah&#8217;a ve Resulü&#8217;ne itaat ederler. İşte Allah&#8217;ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71) </p>
<p>Müminler diğer insanları güzel ahlaka davet etmek için her imkanı kullanmaya gayret ederler. Onları Allah&#8217;ın varlığı, birliği, sıfatları, insanın yaratılış amacı, Allah&#8217;ın beğendiği ideal tavır, davranış ve yaşam biçimi, Kuran ahlakına göre iyi, kötü, doğru, yanlış kavramları, kıyamet, cennet, cehennem ve bunlar gibi konularda bilgilendirirler. </p>
<p>Müminlerin birbirleri arasındaki konuşmaları da gerçekte karşılıklı birer tebliğdir. Onlar da birbirlerini Allah&#8217;ın Kuran&#8217;da bildirdiği hükümlere uymaya ve İslam ahlakını eksiksizce yaşamaya davet ederler. Kısacası, müminin genel üslubu, tebliğdir. </p>
<p>Müminler hem sözlü hem de yazılı tebliğ metotlarını uygularlar; ayrıca günümüzün son derece gelişmiş kitle iletişim araçlarından istifade ederler. İnsanları Kuran ahlakına davet ederken televizyon, radyo, kitap, dergi, gazete, mektup gibi araçlardan olabilecek en güzel şekilde faydalanırlar. </p>
<p>Kuran ahlakını yaşayan müminlerin gün içinde tebliğ kadar vakitlerini alan bir diğer konu da tebliğe hazırlık yapmaktır. Allah Kuran&#8217;da, Kendi yolunda fikri mücadele etmek isteyenlerin önceden bu iş için hazırlık yapmaları gerektiğine işaret etmektedir. Bu nedenle de yapılan tebliğ için insanın kendisini her yönden hazırlaması son derece önemlidir. </p>
<p>Tebliğ için müminin öncelikle yapması gereken işlerden biri, kendini geliştirmesi; Allah&#8217;ın dinini anlatabilecek her türlü bilgiye sahip olmasıdır. Yani hem manevi açıdan hem de bilgi yönünden kendini yetiştirmesidir. Özlü, isabetli, ihtiyaca yönelik, ikna ve tatmin edici, etkileyici, hikmetli bir biçimde konuşmak ve yazmak için çalışma yapmak gereklidir. Müslümanın Kuran ayetlerini çok iyi öğrenmesi, Peygamberimiz (sav)&#8217;in sünnetini kavraması bu hazırlığın ana konularıdır. İşte, tüm bu hazırlıklar ve çalışmalar müminin günlük hayatının belirli bir bölümünü alır. </p>
<p>Gece Yatarken </p>
<p>Gecenin yaratılışında düşünen tüm insanlar için birçok hikmetler vardır. Rabbimiz &#8220;Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir&#8221; (Yasin Suresi, 37) ayetiyle bu gerçeği insanlara haber vermiştir. Sözü edilen hikmetlerden biri, yavaş yavaş güneşin kayboluşu ve ardından havanın gitgide kararmasında gizlidir. Bu yavaş geçişler sayesinde canlılar, gece ve gündüz arasındaki ışık ve sıcaklık farklılıklarına kolayca alışırlar. Böylece bu farklılıklardan dolayı zarar görmezler. Üstün bir ilim ve kudrete sahip olan Allah, kullarına ve tüm canlılara merhamet etmiş; birçok insanın hayatında bir kez olsun düşünmediği bu nimetle onları faydalandırmıştır. </p>
<p>Kuran ahlakına sahip bir insan bunlar üzerinde düşündüğünde Allah&#8217;ın &#8220;… O, merhametlilerin (en) merhametlisidir&#8221; (Yusuf Suresi, 92) ayetiyle bildirdiği gerçeğin bir delilini daha görür. Şüphesiz, gece ve gündüzün art arda gelişi de Allah&#8217;ın insanlar için yarattığı sayısız nimetten biridir. İnsanların bunu daha iyi kavrayabilmeleri için Rabbimiz Kuran&#8217;da şunlara dikkat çekmektedir: </p>
<p>De ki: &#8220;Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah&#8217;ın dışında size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?&#8221; </p>
<p>De ki: &#8220;Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah&#8217;ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz? (Kasas Suresi, 71-72) </p>
<p>Gecenin de gündüzün de oluşmasına neden olan koşulları, dengeleri ve sistemleri yaratan Allah&#8217;tır; bunlardan birinin yokluğu durumunda insanlara yardım edebilecek tek güç de Allah&#8217;tır. Allah dilerse, sürekli olarak geceyi ya da sürekli olarak gündüzü yaratabilir. Ancak canlılar buna dayanamazlar. Böyle bir durumun söz konusu olması halinde yeryüzündeki yaşam sona erer. Şüphesiz Allah, gece ve gündüzü kusursuz bir düzen içinde yaratıp bütün canlılara yaşayabilecekleri bir ortam sunmaktadır. Bu ise, O&#8217;nun sonsuz şefkat ve merhametinin işaretlerindendir. Yukarıdaki ayetlerin devamındaki ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: </p>
<p>Kendi rahmetinden olmak üzere O, sizin için, dinlenmeniz ve O&#8217;nun fazlından (geçiminizi) aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (Kasas Suresi, 73) </p>
<p>Gece ve gündüzün düzenli olarak birbiri ardınca gelişindeki hikmetleri fark edenler ise sadece akledenler, Allah&#8217;tan korkup-sakınanlar, düşünenler, yani Kuran ahlakını yaşayanlardır. Bu durumu Allah bazı ayetlerde şöyle bildirmektedir: </p>
<p>Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. (Al-i İmran Suresi, 190) </p>
<p>Gerçekten, gece ile gündüzün art arda gelişinde ve Allah&#8217;ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır. (Yunus Suresi, 6) </p>
<p>Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah&#8217;ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164) </p>
<p>Allah insan metabolizmasını geceleri uyumaya ve dinlenmeye uygun bir biçimde yaratmıştır ve bu durumu ayetlerde şu şekilde bildirmektedir: </p>
<p>O, dinlenmeniz için geceyi, gündüzü de aydınlatıcı olarak sizin için yaratmıştır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Yunus Suresi, 67) </p>
<p>Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar. (Mümin Suresi, 61) </p>
<p>Dinlenme vakti olmasının yanı sıra gecenin çok önemli bir özelliği daha vardır. Gecenin yaratılışındaki hikmetlerden biri de, dünya üzerinde genel bir sessizliğin ve durgunluğun hakim olduğu bu saatlerin bazı ibadetler için en verimli saatler olmasıdır. Gece vaktinin, hareketli olan gündüze göre düşünme, okuma ve duaya daha elverişli olduğunu Allah Kuran&#8217;da şöyle bildirmektedir: </p>
<p>Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır. Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır. Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O&#8217;na yönel. (Müzemmil Suresi, 6- </p>
<p>Geceleri Allah&#8217;ın yaratış delilleri üzerinde derin derin düşünmek, Kuran okumak, Allah&#8217;a dua etmek gibi bazı ibadetler için konsantrasyon daha kolay elde edilir. Bunun bilincinde olan bir mümin, gece vaktinin tamamını dinlenmek veya uyumakla geçirmez. İhtiyaçları, hataları veya eksikleri konusunda yalnız başına ve için için Allah&#8217;a dua eder. Arkasında bıraktığı günün bir değerlendirmesini yapar; gün içinde yaptığı hataları gözden geçirir ve bu hatalardan dolayı tevbe eder, bağışlanma diler. Vaktini Allah&#8217;ın hoşnut olacağı şekilde geçirir, O&#8217;nu anar ve O&#8217;na yakınlaşmaya çalışır. Allah&#8217;ın varlığı ve yüceliği, ayetler, evrendeki olağanüstü düzen, yeryüzündeki canlılar, bunların sahip olduğu kusursuz sistemler, Allah&#8217;ın durmaksızın yarattığı nimetler, cennet, cehennem, sonsuzluk… gibi pek çok konu üzerinde düşünür. Gecelerinin bir kısmını ibadetlere ayıran müminlerin davranış biçimlerini Rabbimiz bazı ayetlerde şöyle övmektedir: </p>
<p>Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler. (Furkan Suresi, 64) </p>
<p>Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler&#8230; (Secde Suresi, 16) </p>
<p>Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden (gibi) midir? De ki: &#8220;Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.&#8221; (Zümer Suresi, 9) </p>
<p>Bu şekilde müminler, gecenin bir bölümünü dua, zikir ve ibadetle geçiren Peygamber Efendimizin bir sünnetini de yerine getirmiş olurlar. Bir ayette bundan şöyle söz edilir: </p>
<p>Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir)&#8230; (Müzemmil Suresi, 20) </p>
<p>Rivayetlerde ise, Peygamber Efendimizin Allah&#8217;a kendisine güzel bir ahlak ve iyi bir huy vermesi için dua ettiği ve dualarında Allah&#8217;a şöyle yalvardığı belirtilir: </p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ım! Yaratılışımı ve ahlakımı güzelleştir. İlahi! Beni ahlakın kötülerinden uzaklaştır.&#8221; (Huccetü&#8217;l İslam İmam Gazali, İhya&#8217;u Ulum&#8217;id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayın Evi, İstanbul 1998, s. 789) </p>
<p>Şunu da unutmamak gerekir ki daha önce belirttiğimiz gibi uyku hali ölümün bir benzeridir ve Allah dilerse, insan bir daha hiç uyanamayabilir. Bu yüzden uyumadan önce geçirilen son dakikalar, insanın bağışlanma dilemesi için belki de son fırsatı olabilir. Allah Zümer Suresi&#8217;nde bu gerçeği, insanlara şöyle haber verir: </p>
<p>Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Zümer Suresi, 42) </p>
<p>Kuran ahlakını yaşayan bir mümin uyumadan önce kendisine -belki de son kez- tanınan bu fırsatın değerini bilir. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak içtenlikle Allah&#8217;a yönelir, günahlarından dolayı bağışlanmayı diler, her konuda Allah&#8217;tan yardım ister ve yalnızca Allah&#8217;a dua eder.<br />
Esselamünaleyküm dua ile.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/04/15/muminin-24-saati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimiz (s.a.s.)&#8217;e yazılan Kaside-i Bürde</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/04/15/efendimiz-s-a-s-e-yazilan-kaside-i-burde/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/04/15/efendimiz-s-a-s-e-yazilan-kaside-i-burde/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2011 22:28:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mumingenc.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Selem ağaçlarını mı, ordaki dostları mı andın ki birden Gözbebeğin kanlandı, gözyaşın aktı kırmızı kırmızı.. Yoksa bir yel mi esti Kâzime yönünden; Yoksa Eden Dağı’nın üstünde, kapkaranlık gecede Şimşek mi çaktı?.. Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen çoşar ırmak olur; Ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı.. Aşk gizli kalır mı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selem ağaçlarını mı, ordaki dostları mı andın ki birden<br />
Gözbebeğin kanlandı, gözyaşın aktı kırmızı kırmızı..</p>
<p>Yoksa bir yel mi esti Kâzime yönünden;<br />
Yoksa Eden Dağı’nın üstünde, kapkaranlık gecede<br />
Şimşek mi çaktı?..</p>
<p>Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen çoşar ırmak olur;<br />
Ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı..</p>
<p>Aşk gizli kalır mı kimseden, niçin aldatır kendini insan?<br />
Gönül yanıp dururken, gözden akarken çeşme gibi gözyaşı..</p>
<p>Aşk olmasaydı döker miydin gözyaşını böyle taze toprağa?..<br />
Gözün uykudan kaçar mıydı, andığında Ban Ağacını, Alem Dağını..</p>
<p>Âşık inkar etse ne çıkar, gerçek şahitler var:<br />
Yaşa batık gözler, sararmış yüz, zayıf ten ve göz çukurları&#8230;</p>
<p>Aşktan değil de neden bu peki, bir yanağında kırmızı gül;<br />
Bir yanağında sarı gül döküntüsü, izi;<br />
Kızılırmak, Yeşilırmak yatağı..</p>
<p>Evet, yârin hayali gelip beni birden uyandırdı;<br />
Sevgi, zaten gelir gamlarla, mahveder vücut hazlarını..</p>
<p>Aşkım sebebiyle bana dil uzatan, utanır mıydın ki bilseydin,<br />
Yanık aşklarıyla meşhur Özr oymağı gençlerinden daha mazurum, beterim hakçası&#8230;</p>
<p>Gizlenir gibi değil ki bu sır, işte sen de öğrendin;<br />
Şimdi, de diyeceğini, kat by derde bir dert de sen..<br />
Zaten yok sonu yok başı..</p>
<p>Öğüdünü esirgemedin sağol benden ama;<br />
Tutamadım onları, çünkü tutuktur zaten sevenin kulakları..</p>
<p>Yaşlı adama, ağarmış saça, utanmadan; “yalan söylüyorsun” dedim..<br />
Nasıl inkâr, itham edilebilir oysa, ağaran saçın beyazlığı?..</p>
<p>Günaha batık nefs, öğüt mü dinler!<br />
Kendi karanlığına gömülmüş ak saç, nasıl ışıtsın bu karanlığı?..</p>
<p>Güzel fiillerle bir şölen hazırlayamadı nefsim;<br />
Misafirse sessiz, ihtişamsız apak çıkageldi, karşılayan bile olmadı..</p>
<p>Bilseydim ki, yok bende bir karşılama gücü bile,<br />
Siyaha boyadığım bir panonun ardına saklardım kendimi ve bu sırrı..</p>
<p>Kim çeker benim nefsimi bu hoyratlık alanından?..<br />
Çılgın atları zaptedip dört döndüren süvariler gibi tıpkı..</p>
<p>Günah işleye işleye günahı bitireyim dersin belki içinden..<br />
Boş hayal! Yemek vücudu arttırır, günah da günahı&#8230;</p>
<p>Nefs memedeki çocuktur, vaktinde kesmezsen sütten,<br />
Koca adam olur da, hâlâ emzik ister, arar sütü mamayı..</p>
<p>Nefsine sen hâkim ol! O olmasın sana hâkim;<br />
Çünkü nefs neye hâkim olursa, onu ya öldürür, ya soldurur hâsılı..</p>
<p>Nefs sürüsü bırakırsan yayılır her yöne; görmeli gözetmeli;<br />
Otu çok tatlı gelen yaylalara yaymazlar koyunları..</p>
<p>Nefsin tattırdığı hazzın çoğu semm-i katildir;<br />
Ağuyu altun tasta bal içre sunarlar, bunlar onun suç ortağı..</p>
<p>Açlığın ve tokluğun hilelerinden koru kendini,,<br />
Evet açlığın da.. Çok açlık, tokluktan da zararlı..</p>
<p>Gözünden yaşlar boşalt ki, ne haramlar doldurmuştun vaktiyle..<br />
Ve sığın tövbe gölgelerine, odur en serin hurma altı..</p>
<p>Şeytana ve nefsine uyma! Baş kaldır, isyan et!..<br />
En akla yakınmış gibi gelen sözlerini bile dinleme, deş ve bul püf noktalarını..</p>
<p>Bazan hasım kılığındadır, bazan hısım, bazan hakem,<br />
Düpedüz hilekârdırlar, ne hakemi, ne hasımı, ne hısımı!</p>
<p>Allah’ım sen affet bizi!.. Bizzat söyleyip te tutamadığımız sözlerden..<br />
Ki andırır kısırların nesliyle öğünmesini tıpkı&#8230;</p>
<p>Sana “yap!” dedim ama ben yapmadım onu;<br />
Sana “yol işte bu yoldur” dedim ama nefs, beni o yola bırakmadı..</p>
<p>Üstüme borç olan namazı kıldım, orucu tuttum; ama o kadar..<br />
Ölüm, evet ölüm göz önündeyken bir parçacık arttırmadım onları..</p>
<p>Kendime zulmettim, ihmal ettim geceleri ihya sünnetini..<br />
Can verdi gecelere namazla O, öyle ki, şişerdi ayakları..</p>
<p>Boş midesinin üstüne taş kor, derisini büzüp düğümler,<br />
Çekilen karnına kuşak bağlardı; yine azalmazdı açlığa sabrı&#8230;</p>
<p>Altundan ulu dağlar nefsine sundular da kendilerini,<br />
Reddetti O, gösterdi onlara gerçek ululuğu ve gerçek altını&#8230;</p>
<p>Zühd ve takvasını arttırdı, eksiltmedi o dağlarca zarûret..<br />
Ne denli olsa da yok edemez ihtiyaç, insandaki temizliği, pırıltıyı&#8230;</p>
<p>Dünya ne oluyor ki, O ona muhtaç olsun..<br />
Dünya O’na muhtaç ki, onun için değil midir varoluşu, yokluktan çıkışı?..</p>
<p>Bu dünyanın ve öte dünyanın, göze görünür- görünmez yaratıkların,<br />
Acemin, Arabın, bölük bölük bütün insanlığın Hz. Muhammed’dir başı..</p>
<p>Bir eşi yoktur O’nun emir ve nehiy peygamberliğinde;<br />
“Evet” i tam evetti, “hayır” ı tam hayırdı&#8230;</p>
<p>Her yönden hücum eden korkunun türlüsünden<br />
Ancak O Sevgili kurtarabilir bizi, O’nun merhameti, O’nun şefaati&#8230;</p>
<p>Kim döndüyse sesine, koşup yapıştıysa O’nun eteğine,<br />
Yapışmış oldu kopmaz bir ipe, hiç kopmaz ve tam kurtarıcı&#8230;</p>
<p>İçiyle ve dışıyla, ahlak ve yaradılışta üstündür,<br />
öbür peygamberlerden bile;<br />
Hiçbirinin ilmi, keremi O’nu geçemedi, O’nunkine ulaşamadı..</p>
<p>Ve hepsi umar ve bekler, Allah’ın Resûlundan;<br />
Denizinden bir avuç su;<br />
Yağmurundan bir damla su yollamasını..</p>
<p>Dururlar huzurunda hepsi yerli yerinde..<br />
Kimi ilminden bir nokta,<br />
Hikmetinden bir hareke bir kısmı..</p>
<p>Peygamber ruhu alıp peygamber vücudunu,<br />
mükemmel peygamber olunca,<br />
O’nu Sevgili edindi seve seve insan yaratan, insan ören Rabbi..</p>
<p>Üstünlüğünde eşit ve ortak yoktu O’na kimse;<br />
Güzelliğiyse parçalanmaz bölünmez bir bütündü, ne çıkacak,<br />
ne eklenecek bir şey vardı&#8230;</p>
<p>Hristiyanların kendilerine gelen Resûl için dediklerini dememek şartıyla,<br />
Öğ öğebildiğin kadar.. Yücelt yüceltebildiğince O Hakk Kahramanını..</p>
<p>Korkmadan istediğin ölçüde şerefi bağla O’na;<br />
İstediğin ölçüde O’nun değerlilik hakkını tanı..</p>
<p>Erginliğine yok son ki, orada durup,<br />
Dil, cesaretini bulsun, O’nu anlatmayı..</p>
<p>Mucizeleri bile gerçeğinin yanında sönük kalır;<br />
Yoksa ismi anılınca çürüyen kemikler bile canlanıp ayağa kalkmalıydı..</p>
<p>Aklın yetişmeyeceği tekliflerle etmedi bizi imtihan;<br />
Bizi sevdiğinden elbet.. Biz de hemen inandık O’na..<br />
En ufak şüphe bize yaklaşmadı..</p>
<p>O’nun gerçeğine ermekte cümle âlem âciz kaldı;<br />
Uzak âciz kaldı, yakın âciz kaldı, acz çepçevre sardı dört yanı..</p>
<p>Güneş küçük sanılır uzaktan bakılınca;<br />
Göz dayanmaz amma, çıplak gözle bakıldı mı..</p>
<p>İnsan nasıl bu yerde anlar O’nun gerçeğini,<br />
Ki rüyada görsen O’nu, sana yeter ömür boyu<br />
Bu mutluluk ve O’nun nurdan bakışları..</p>
<p>İnsanlığın bilip bileceği şu, bilgilerinin sonu şudur ancak;<br />
O insandır ve yaratılmışların en iyisi, en güzeli, en hayırlısı..</p>
<p>Ve Peygamberlerin halka gösterdiği mucizeler,<br />
O’ndandı, O’nun nurundandı, O’nun habercisi, O’nun öncü ışıklarıydı..</p>
<p>Çünkü O erdemlik güneşi, öbür peygamberlerse yıldızlardır,<br />
O yıldızlar ki; Güneşten aldıklarıyla aydınlatırlar karanlıkları..</p>
<p>Gel gör ki, Rabbim O’na neler verdi, nasıl süsledi O’nu..<br />
Ahlâkını güzellikle sardı, müjdeyle, güler yüzlülükle benek benek noktaladı..</p>
<p>Latifliği bir çiçek, dolunay şeref ve değeri..<br />
Cömertliği bir deniz, yardımı zamandır tıpkı..</p>
<p>Tek başına bir yerde, O’nu görsen, heybetinden<br />
Sanırsın arkasında asker, asker,asker.. bir ordu gizli, bir ordu saklı..</p>
<p>O’nun tebessümünden ve konuşmasındandır sanki;<br />
Sedefte saklı inci, İnciler hep sedefte saklı..</p>
<p>O’nun toprağının kokusundan daha güzel var mı koku?<br />
Ne mutlu o kişiye ki koklamış, öpmüş ola o toprağı!</p>
<p>Doğuşu açıklar bize her yönden her açıdan O’nu..<br />
Başlangıcı da iyi O’nun, sonu da..<br />
Hoştur doğuşu ve batışı..</p>
<p>O doğum günü ki, iyi farkına vardı İran, indiğinin<br />
Kendisi için korku, kendisi için ceza, kendisine cehennem âzabı..</p>
<p>Göçtü, darmadağın oldu Kisra’nın saray duvarları o gece..<br />
Devleti de, bu duvardan başlayarak yarıldı, çatladı ve dağıldı..</p>
<p>Son nefesini verdi, korkudan mecûsi meş’alesi..<br />
Ve Yahudi nehri, bilinmeyen bir yere alıp gitti,<br />
Dert yuvası başını..</p>
<p>Ve sapık Save halkı, her günkü gibi<br />
Su aldıkları göle gittiklerinde;<br />
Bu da nesi?.. Kurumuş kül olmuş!<br />
Döndüler elleri boş,<br />
Kızgın kudurmuş ve çatlamış dudakları..</p>
<p>Sanki doğmuştu ateşte su,suda ateş duygusu!..<br />
Tabiat, o gün yoldan çıkmışları, tabiatından çıkararak karşıladı..</p>
<p>Sanki, çarpıkların ateşi sıkıldı terledi de sulanıp söndü üzüntüden;<br />
Sularıysa hüzünlerinden ateş gibi kızdı, buharlaştı..</p>
<p>Cinler çığlık atarlar, Nurlar, saçarlarken havaî fişeklerini<br />
Hak böyle tantanayla çıkıyordu ortaya, Hakk’ın sesi ve ihtişâmı..</p>
<p>Kör oldular, sağır oldular, felç oldular, muştuları duymadılar,<br />
Haberleri almadılar; görmediler korkutuş yıldırımlarını..</p>
<p>“Bundan sonra o eğri dinimiz belini doğrultup ayağa kalkamaz”<br />
Dediler, haberini verdiler kâhinleri, ozanları..</p>
<p>Gökte yıldızların aktığı görülürdü<br />
Ve aynı anda yerde putların devrildiği, yıkıldığı..</p>
<p>Ve vahy yolundan çekilip gitti bozgun<br />
Şeytanların şahı; bozgun askeri yerinde kala kaldı..</p>
<p>Nasıl ki, Ebrehe’nin ordusu dağılmıştı;<br />
İki avuçtan atılanla bir ordu kör olmuş, yere saplanmıştı..</p>
<p>Allah dedikten sonra o taşların atılışı<br />
Rabbine yalvarır yalvarmaz balığın karnından atılanın çıkışını andırmıştı..</p>
<p>Yemin ederim ikiye bölünen aya,<br />
O’nun kalbiyle ilgili aya..And içerim aya karşı!..</p>
<p>Ve o hayrı, keremi içine alan mağaraya..<br />
And içerim ki, Kafirlerin gözleri içerdeki Işıktan kör oldu bakamadı..</p>
<p>And içerim ki, Muhbir-i Sadık mağaradaydı ve Sıddık mağaradaydı..<br />
Görmediler ve sandılar ki, orda, kimsecikler yoktu ve olamazdı..</p>
<p>Ne bilsinler ki, örümcek O’nun için örmüş ağını..<br />
Güvercin, O’nun için yuva yapmış, yumurta bırakmış uçup durmaktaydı..</p>
<p>Allah isterse bir güvercin, bir örümcek ağıyla da korur,<br />
Kat kat zırhı ve yüksek kaleleri aratmaz,<br />
onlardan müstağni kılar insanı..</p>
<p>Ve bir örnek daha:<br />
Çağırınca Peygamber, Ağaçlar geldi, eğildi huzurunda;<br />
Dallarıyla, kökleriyle yürüdüler; Çünkü yok ayakları..</p>
<p>Çizgiler çekerek yol ortasına, yazılar yazarak<br />
Güzel yazılar yazarak; dalları budakları&#8230;</p>
<p>O bulut gibi ki, O nereye giderse üstünde o da oraya gider,<br />
O’na, gün ortasında yakan güneşe karşı gölge yapardı..</p>
<p>Dünyanın sıkıntısı binince boğazıma<br />
Hemen sarılır, sığınırım O’na..<br />
O hemen kurtarır bu zavallıyı..</p>
<p>İki dünyaya ait hiçbir şey yok ki, o hayır saçan elden<br />
İstemiş olayım da almamış olayım, olmadı..</p>
<p>Aklın ermeyince hemen inkâra kalkma rüya vahiylerini;<br />
Belki gözleri uyurdu O’nun ama, kalbi uyumazdı..</p>
<p>Nübüvvetiyle O gerçeğin doruğuna çıkmıştı<br />
Nasıl inkâr olunabilir erginlerin rüya durumları..</p>
<p>Allah’ın alanı bu. Ne vahiy çalışmakla olur<br />
Ve ne de bir suçtur Peygamberin gâibi çizip anlatışı..</p>
<p>Bir dokunmakla nice hastayı iyi etti eli<br />
Nice çılgınlık zincirini kırıp mahkûmlarını kurtardı..</p>
<p>Kara kıtlık yılları oldu, O’nun duasıyla canlı ve ak<br />
Sanki gecenin oratasında ansızın bir dolunay çıktı..</p>
<p>Bulut akıttı durdu suyu öylesine ki, o kurak vâdilerde;<br />
Oldu her sel bir arim seli, her ırmak bir deniz ırmağı..</p>
<p>Bırak konuşayım, anlatayım o mûcizeleri:<br />
Geceleri dağlarda yakılan şölen ateşleri gibidir âşikârlıkları..</p>
<p>İnciyi işlersen değerlenir şüphesiz;<br />
Ama işlemesen de inci incidir; incilikte farksızdır işlenmişi, hamı..</p>
<p>Ama nasıl uzanabilir hayali övüşün o yüceliklere<br />
Ki orda hüküm sürer o davranış ve ahlâkın hârikalar mantığı..</p>
<p>Biri Kur’an Âyetleri: Haktır, Allah’tan gelmedir,<br />
Ezelî ve ebedîdir, sonradandır, fakat yoktur öncesi başı..</p>
<p>Zamanla kayıtlı değil getirdiği kutsal haber<br />
Son saatten, Addan, İremden haber&#8230;<br />
Odur mutlak haberlerin saltanatı..</p>
<p>Devam edip gidiyor O’nun hükmü. Üstündür<br />
Öbür peygamber mûcizelerine ki, tesirleri ve hükümleri ebedî olmadı..</p>
<p>Öyle muhkemdir ki, hamlede yıkar inkârı ve şüpheyi<br />
Tartışma kabul etmez; hâkime hakeme yok ihtiyacı..</p>
<p>Kimse karşı çıkamadı O’na. Yeltenmediler değil ama.<br />
Düşmanı, en düşmanı bile O’na sığınmakta buldu var olmayı..</p>
<p>Belâgatı, düşmanının davasını uzaklara fırlatır:<br />
Kötü niyetlinin elini hareminden ırakta tutmaktır zaten yiğide yaraşanı..</p>
<p>Kemmiyette anlamlar deniz dalgalarından büyük;<br />
Keyfiyetse, güzellikte ve değerde cevahirden üstün ve san’atlı..</p>
<p>Madem okuyunca gözün, gönlün nur doldu, aydınlandı;<br />
Zafer buldun her vakit. Öyleyse bu sağlam ipe iyi yapış, sarıl sıkı..</p>
<p>Okuyuşun, korkusundansa alev alev yanan cehennem ateşinin<br />
İtfaiyesi budur yalnız ateşin: Yanık yürekle çağırmaktır tek şartı..</p>
<p>Sanki O şöyle bir pınar: Yüzü simsiyah olan<br />
Gelip bir yıkanmakla bembeyaz olur; budur nur pınarı..</p>
<p>Ve O, adalette sırat gibi kıldan ince; hak ve eşitlikte de,<br />
Hassas ve ayarlı mizan gibi, insanlar ve kâinatlar arası..</p>
<p>Bakma bilmezlikten gelişlerine, inkarlarına yüreği karaların<br />
Onlar öyle bilir, öyle anlarlar ki&#8230; Ama ya kıskançlıkları?..</p>
<p>Eh! Öyleyse kalksın ağrıyan göz inkâr etsin, göremiyor ya,<br />
Güneşi, gün ışığını; yaralı ağız da, alamadığından suyu, suyun lezzetini, tadını..</p>
<p>Çölde hızlı hızlı giden yoksullar; develeri<br />
İz bırakarak giden dilek sahipleri görürsün. Yön tektir; O Hayr kaynağının evi alanı..</p>
<p>Sen ey, anlayanlar için, bizzat varoluşunla ne büyük işaret ve mûcize,<br />
Nimetin kadrini bilenler için ne büyük nimetsin, ne büyük Hakk armağanı..</p>
<p>Ne hesabı mümkün, ne kitabı harikalarının<br />
Ve yine de usanmaz insan bir bir anmaktan onları..</p>
<p>Kalktın bir gece, kutsal bir yerden kutsal bir yere gittin,<br />
Kapkaranlık gecelerde dolunay nasıl ilerlerse<br />
Alımlı alımlı..</p>
<p>Çıktın, boyuna çıktın.. Yükseldin Kâbe Kavseyne kadar,<br />
Ki, daha önce ne kimse çıkmıştı oralara,<br />
Ne de hayal ve ümit etmişti; bırak çıkmayı..</p>
<p>Seni öne geçirdi her yerde peygamberler, resuller,<br />
Seni öne geçirip arkada durdular kendileri, hizmet geleneği icabı..</p>
<p>Delip yedi kat göğü geçip gittin Sen o üstün insanlarla alay alay;<br />
Başlarında Sendin, başlarında sallanan sancak Senin sancağındı..</p>
<p>Öyle çıktın, yükseldin ki, yarışanlar kaldı yarı yolda;<br />
Yakınlıkta ilerisi, daha ötesi kalmadı..</p>
<p>Bütün makamlar geride kaldı Makamından<br />
Çağrıldığın o an, Tektin artık nasıl tekse; gök ve kale sancakları&#8230;</p>
<p>Devşirmek için yemişlerini gözlerden saklı<br />
Bir buluşmanın ve gizliden gizli sırrı..</p>
<p>Topladın öğülesi gök çiçekleri, üstünlükleri tek başına;<br />
Aştın bütün menzilleri yalnız, ıssız kalabalıksız, hızlı hızlı..</p>
<p>Tayin edildiğin iş nice ulu;<br />
İdrakse ne kutlu sana mahsus nimetler alanını..</p>
<p>Günler geçer, geceler geçerdi; gün ne, gece ne bilmezlerdi<br />
Ancak haram ayı geceleri yaparlardı uyku bayramı..</p>
<p>Yüzen atlar denizinin üstünden akar asker denizi,<br />
Atlar dalga dalga deniz ileri, çoşkun kahramanları..</p>
<p>Onlar ki, koşar Allah’a doğru, yaşar Allah için;<br />
Mahveder, kökünden söküp atar küfrü, şimşekten kılıçları..</p>
<p>Ne mutlu sana bana Ulu İslam Milleti, şuurların örgüsü;<br />
Bize Yaratan verdi o sağlam, o yıkılmaz yapıyı..</p>
<p>Allah, bizi kendisine çağıranı, çağırınca kendisine,<br />
O Peygamberlerin oldu, bizse ümmetlerin başı..</p>
<p>Bir arslanın nasıl ürkerse koyunlar sesinden, heybetinden,<br />
Öyle perişan etti. O’nun çıkış haberi, inkar yobazlarını..</p>
<p>Peygamber terketmedi savaş alanını; düşman,<br />
Çevrilinceye dek göğdelere, kasap çengellerine asılı..</p>
<p>Düşmanların gözü hep kaçışta olurdu savaşlarda;<br />
Kol ve bacakları kıskanırlardı, kargaların kapıp kaçtığı..</p>
<p>Onlarla kurtuldu yalnızlıktan İslam Milleti, Dini;<br />
Sanki yadellerden döndü, yurdunu buldu, sıla yaptı..</p>
<p>Allah, ordusuyla koruyacak, varlık var oldukça O’nu;<br />
O, dul ve yetim, babasız ve sahipsiz olmadı..</p>
<p>Her biri bir dağdır savaşta, onlara çarpan, onlarla çarpışanlara<br />
“Savaş meydanında ne gördün?” diye sor, düşmanlarına sor onları..</p>
<p>Bedire sor, Huneyne sor, Uhuda sor.. Sor bütün savaş alanlarına;<br />
Kesin sonuç alışta, zaferde onlar mı üstündü,<br />
yoksa kendi işinde veba mı?..</p>
<p>Kıpkırmızı çıkaranlardır kapkara vücutlara sokup<br />
Yıldırımdan da çabuk, bunlar ak çelik kılıçları..</p>
<p>Onlar sanki kâtip, süngüler de kalemleriydi<br />
Ve vücutlarda bir tek harfi bile noktasız bırakmazlardı..</p>
<p>Silahla donanmışlardır ve yüzlerinden tanınırlar<br />
Seçilirken ilk bakışta nasıl hemen seçilirse ağaçlar içinde gül ağacı..</p>
<p>Her biri silahları içinde saksı içindeki gonca gibi;<br />
Zafer rüzgarları sana armağan eder kokularını&#8230;</p>
<p>Dağlarda fışkıran çamlar gibi birden zuhur ederler atlar üstünde;<br />
Kolanların ilmeklerin sıkılığı değil dimdik tutan onları, yüreklerin, bileklerin sağlamlığı..</p>
<p>Kalpleri, dudakları uçukladı korkudan düşmanların<br />
Ayıramaz oldular kahramanı koyundan, kardan karanlığı,<br />
kargadan kartalı..</p>
<p>Onlara bir ormanda rastlayan aslan bile uslanırdı,<br />
Çünkü beraberlerindeydi Peygamberin zaferi ve duası..</p>
<p>Yok dostundan tek kişi yardımını görmesin,<br />
Düşmanından tek kişi yemesin tokadını..</p>
<p>Dinin kanatlarını gerdi ümmet üstüne;<br />
Gözlerden saklar orman aslan yuvalarını..</p>
<p>Ne felsefe, ne mantık durup dayanabildi,<br />
Kur’an’ın karşısında. Fikir gecelerini ışıttı aydınlığı..</p>
<p>Yeter sana peygamber mucizesi, okumamışken bilgisi;<br />
O “cahiliyet” çağında, öksüzlük de üste, terbiye ve ahlâkı..</p>
<p>O’nu öğer öğerim, yorulmam ve usanmam. Affa sebep umarım;<br />
Şairlikle, devlet memurluğuyla geçen ömrün bütün suçlarını..</p>
<p>Boyna bir boyunduruk bunlar: Korkulu son hazırlar.<br />
Sürüklediler beni; sanki ben kurbanlık bir deve, onlar ipi halkası..</p>
<p>Ah! Çocukluk etmişim; harcamışım kendimi bir ömür boyu:<br />
Bir ömür boyu, toplamış, devşirmişim suç ve pişmanlıkları..</p>
<p>Bir de düşün nefsimin ticaret zararını,<br />
Bir an duraklamadan din satıp alan dünyayı..</p>
<p>Ismarlama yerine hazır eşya düşkünü;<br />
Parayı peşin alıp yiyen, malı boyuna borçlanan imalatçı..</p>
<p>Gerçi günah işliyorum ama dönmüş değilim O’na verdiğim sözden,<br />
Kopar cinsinden değil gönlümün bağı..</p>
<p>Söz vermiştir kurtaracaktır, adıyla çağrılanı..<br />
Ve beni O’nun adıyla çağırırlar..</p>
<p>Ve insanlık içinde kim olabilir, O’ndan çok sözünde duranı..</p>
<p>Yarın hesap gününde tutmazsa O elimden:<br />
Sen benim için de: Vay sana!<br />
Hey sonsuz kayan adam, uçurumlar kurbanı..</p>
<p>Haşa! O, mahrum etmez yardımından isteyeni;<br />
Koğmaz konu komşuyu, soğuk karşılamaz kendine sığınanı..</p>
<p>Düşüncemi, şiirimi O’nu öğme yoluna koyduğum günden beri,<br />
O oldu benim için koruyucular koruyucusu, kurtarıcılar kurtarıcısı..</p>
<p>Lütfunu esirgemez en dar elden bile O.<br />
Çünkü: Yağmur ihmal etmez çiçeklerle süslemekte<br />
su tutmaz yalçın dağ uçlarını..</p>
<p>Gözüm yok, bu dünyanın parasında pulunda, zerresinde.Bu türlü zehirleri..<br />
İki avucunu açıp toplar ancak, Herem’in öğücüsü şair Züheyr takımı.</p>
<p>Ey insanların en iyisi!. En üstünü! Yalnız sana sığınılır,<br />
Herkes için geçerli, kimsenin kurtulamadığı vakit kapıyı çaldı mı..</p>
<p>Allah’ın Resûlü, beni de bürümeye, örtmeğe yeter kurtaran örtün..<br />
Göründüğü o gün, öç alan adıyla Yaratıcı..</p>
<p>Bu dünya ve öte dünya, senin bağış bolluğundan örnekler;<br />
Levh ve kalem bilgisinin bilgindedir kaynağı..</p>
<p>Nefsim! Düşme umutsuzluğa büyük günah işlemişlik yüzünden..<br />
Mutlak bağışlayan yanında, değil büyüğü küçüğünden farklı..</p>
<p>Nefsim! Düşme umutsuzluğa büyük günah işlemişlik yüzünden..<br />
Mutlak bağışlayan yanında, değil büyüğü küçüğünden farklı..</p>
<p>Günahların büyüklüğüne göre gelir, o ne kadar büyükse o daha da büyük olur,<br />
Umulur ki, dağıtılırken kullara Yaratanın acıyışı..</p>
<p>Rabbim! Yalvarışlarımı döndürüp çevirme bana geri;<br />
Rahmetinden elverir bir rakam eklemeden, kapama hesabımı.</p>
<p>Rabbim! Bu kuluna yardım et, bu dünya ve öte dünyada.<br />
Korkulu olaylar ve durumlarda yok bir parçacık olsun dayanıklığı..</p>
<p>Rabbim! İzin ver çözülsün ebedî salavat bulutları bir kez daha..<br />
Boşansın Resûl üstüne sel sel, sicim sicim “Selam! Selam” yağmurları..</p>
<p>Ailesi üstüne, arkadaşları ve bağlıları üstüne bir kez daha.<br />
Yaşasın bir kez daha, o sana en yakın, eli açık, gönlü ipekten yumuşak, içleri pırıl pırıl yolunun uluları..</p>
<p>Ban ağacının yaprağını, göğdesini titrettikçe tiril tiril Bad-ı Sâba,<br />
Kızgın çöllerde ürpettiği sürece develeri devecinin şarkıları..</p>
<p>Çeviri : Sezai Karakoç</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/04/15/efendimiz-s-a-s-e-yazilan-kaside-i-burde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bismillahirrahmanirrahim</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/04/15/bismillahirrahmanirrahim/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/04/15/bismillahirrahmanirrahim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2011 01:12:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://behlul.net/mumin/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Allah&#039;ın 99 İsmi (Esm&#226;&#039;ul H&#252;sna) BatiBey]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="480" height="360"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x5ocxm?theme=none"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x5ocxm?theme=none" width="480" height="360" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><a href="http://www.dailymotion.com/video/x5ocxm_allah-yn-99-ysmi-esma-ul-husna_music" target="_blank">Allah&#039;ın 99 İsmi (Esm&acirc;&#039;ul H&uuml;sna)</a> <i>  <a href="http://www.dailymotion.com/BatiBey" target="_blank">BatiBey</a></i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/04/15/bismillahirrahmanirrahim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarık TUFAN&#8217;dan Bir Yazı</title>
		<link>http://mumingenc.com/2011/04/15/tarik-tufandan-bir-yazi/</link>
		<comments>http://mumingenc.com/2011/04/15/tarik-tufandan-bir-yazi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2011 01:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://behlul.net/mumin/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Eğer Bir Gün Yolunuz Bir Üniversiteye Düşerse Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız. Sanki düşecekmiş gibi, sanki ayakları birbirine dolaşacakmış gibi, bir yere takılacakmış gibi. Merdiven kollarını sıkı sıkı tutuyorsa. Aceleyle yürüyorsa mesala. Kalkacak son vapuru son trene yetişecekmiş gibi hızı atıyorsa adımlarını. Yere, toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer Bir Gün Yolunuz Bir Üniversiteye Düşerse</p>
<p>Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse</p>
<p>Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız. Sanki düşecekmiş gibi, sanki ayakları birbirine dolaşacakmış gibi, bir yere takılacakmış gibi. Merdiven kollarını sıkı sıkı tutuyorsa. Aceleyle yürüyorsa mesala. Kalkacak son vapuru son trene yetişecekmiş gibi hızı atıyorsa adımlarını. Yere, toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa, yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını. Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.</p>
<p>Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse</p>
<p>Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız, başını yerden kaldırmıyorsa. Gözlerine hüzün düşmüşse. Karanlık değmişse bakışlarına. Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde. Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela. Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.<br />
Her şey gözlerinde kayboluyorsa. Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa. Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse. </p>
<p>Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse</p>
<p>Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız, kalabalığın ortasında bir sükût yürüyorsa. Tam konuşacakken dudakları titriyorsa, saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi. Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği. Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükûtsa mesela. Bir Hint hikâyesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa. </p>
<p>Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse</p>
<p>Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız. Konuşurken saçlarını savurmuyorsa. Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını. Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde. Yakıştırmamışsa giydiklerini. Güzelliğinden utanıyorsa mesela. Yaz sıcağında boğazlı bir kazak giymişse. Bir pardösü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına. Ya da modası geçmiş bir şapka takıyorsa. Ellerini sürekli başına götürüyorsa, saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri. Ürkekse, bir başınaysa…<br />
Bilin ki o kız, başörtülü bir kızdır.<br />
Bilin ki, bir kez daha kaybetmişizdir</p>
<p>Tarık TUFAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mumingenc.com/2011/04/15/tarik-tufandan-bir-yazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

