MÜMİNİN 24 SAATİ

Sabah Uyandığında
Temizlik Yaparken
Kıyafetlerini Giyerken
Kahvaltı Ederken
Yolda Giderken
İş Hayatında
Alışveriş Yaparken
Spor Yaparken
İbadetlerini Yerine Getirirken
Gece Yatarken

“Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat Suresi, 56) ayeti, Allah’ın insanları Kendisine kulluk etmeleri için var ettiÄŸini haber verir. DiÄŸer bir ifadeyle, insanın yaratılış amacı, herÅŸeyin yaratıcısı olan Rabbimize Kuran’da bildirildiÄŸi ÅŸekilde kulluk etmektir. İşte bu nedenle Kuran’ı rehber edinenler gereÄŸi gibi Allah’a ibadet etmeyi herÅŸeyden üstün tutar; ortalama altmış-yetmiÅŸ yıllık kısa ömürlerini ahiret için ciddi bir çaba harcayarak ve Allah’ın rızasını kazanmaya çalışarak geçirirler. Bu durum, günlük hayatlarının her anında kendini gösterir.

Mümin Kuran ahlakını yaÅŸamanın dünya hayatının bir kısmını, belirli anlarını veya safhalarını deÄŸil, tümünü kapsadığının bilincindedir. Allah’ın emirlerini titizlikle uygular ve daha fazla hayır iÅŸleyerek sürekli salih amellerde bulunur. Vaktini Allah’ın Kuran’da belirttiÄŸi ibadetlerle geçirir. Bir iÅŸinden boÅŸaldığı zaman da hemen yeni bir iÅŸe yönelir. Allah’ın “De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.”" (Enam Suresi, 162) ayetinde bildirdiÄŸi gibi, sürekli olarak hayır ve güzellik peÅŸindedir. Bu çaba arasında bir kesinti, duraklama, sınır yoktur. Mümin için bir iÅŸin tamamlanması yeni bir iÅŸin baÅŸlaması gerektiÄŸinin bir göstergesidir. Çünkü mümin dünyada kendisine verilen her saniyeyi Allah’ın rızasını kazanmak için çaba harcayarak geçirmesi gerektiÄŸini ve ahirette dünyada geçirdiÄŸi her anın hesabını vereceÄŸini bilir. Bu nedenle de sadece Allah’ın rızasını kazanabilmek umuduyla her dakikasını Allah’ın en razı olacağını umduÄŸu iÅŸleri yaparak geçirir. Allah Kuran’da müminlerin bu yönde çaba harcamasını şöyle emreder:

Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın yorulmaya-devam et. (İnşirah Suresi, 7)

Müminin Allah rızası için yürüttüğü faaliyetler günden güne devamlılık ve süreklilik gösterir. Bu durum, Allah’ın “Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.” (Meryem Suresi, 76) ayetinin bir gereÄŸidir. Rabbimiz, istediÄŸi davranış biçiminin ibadetlerde kararlılık olduÄŸunu bir ayette şöyle bildirmektedir:

Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; ÅŸu halde O’na ibadet et ve O’na ibadette kararlı ol. Hiç O’nun adaşı olan birini biliyor musun? (Meryem Suresi, 65)

Cahiliye insanlarının bu konudaki tutumu ise, ahiretin varlığından şüphe etmek gibi sapkın bir mantıktan yola çıkarak, arada sırada bazı ibadetleri yerine getirmekten ibarettir.

Bazı insanlar kendilerine tek hedef olarak belirledikleri dünya nimetlerini elde etmek için çok büyük bir çaba gösterirler. Zengin olmak, statü kazanmak ya da baÅŸka menfaatler için ellerinden gelen herÅŸeyi yaparlar. Çok kısa süre içinde tümüyle ellerinden gidecek olan “az bir deÄŸer” (Tevbe Suresi, 9) uÄŸruna büyük bir yarış içine girerler. Allah’ın rızasına ve cennetine talip olan mümin ise, yalnızca Allah için ciddi bir çaba gösterir. Allah Kuran’da, müminin bu özelliÄŸini şöyle tarif etmektedir:

Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır. (İsra Suresi, 19)

Bütün gününü Allah’ın rızasını kazanmaya çalışarak geçiren mümin, ibadetlerinde son derece ÅŸevkli ve isteklidir. Gün boyunca tüm düşüncelerinde ve davranışlarında Allah’ı hatırlar ve anar. O’nun sonsuz kudreti, aklı, ilmi, sanatı ve diÄŸer sıfatları üzerinde derin derin düşünür. Aslında bu tutum, “… Rabbini çokça zikret ve akÅŸam sabah O’nu tesbih et…” (Al-i İmran Suresi, 41) ve “Rabbini, sabah akÅŸam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret…” (Araf Suresi, 205) ayetlerindeki hükmün hayata geçirilmesidir. Böyle davranan mümin daima huzurlu ve mutludur. Çünkü “… Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur” (Ra’d Suresi, 2 ayetinde Rabbimiz kalplerin yalnızca Kendisini anmakla huzur bulacağını haber vermiÅŸtir.

Kuran ahlakını kendine rehber alan bir insan Allah’ın yapılmasını emrettiÄŸi 5 vakit namaz kılmak, oruç tutmak, abdest almak gibi fiili ibadetlerini büyük bir titizlikle yerine getirir. ÖrneÄŸin namazlarını vaktinde kılma konusunda çok hassastır. Dünyevi iÅŸlerinin namaz kılmasını engellemesine izin vermez. Kendisini Allah’a yaklaÅŸtıran bu ibadeti her defasında coÅŸkuyla, zevk alarak ve huÅŸu içinde yerine getirir.

Allah’a gönülden yönelmeden, gösteriÅŸ amacıyla ya da “İnsanlar ne der?” endiÅŸesiyle namaz kılanlar ise, Allah’a ibadet etmenin hazzını yaÅŸayamazlar. İbadetlerini yerine getirirken zihinlerinde kendilerini Allah’a yakınlaÅŸtıracak düşünceler yoktur. Zihinleri Allah’ın adını anmak ve yüceltmekten çok günlük iÅŸlerle meÅŸguldür. Allah Kuran’da bu ÅŸekilde namaz kılanları şöyle uyarmaktadır:

İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar. (Maun Suresi, 4-6)

Bu ÅŸekilde sözde Allah adına bir ÅŸey yaptıklarını sanarak Allah’tan korkmadan, O’nu düşünmeden, O’nun varlığını ve yakınlığını hissetmeden ibadet edenler yanılgı içindedirler. İnsanı Allah’a yakınlaÅŸtıracak olan davranışlar, ibadet esnasındaki samimiyeti, Allah korkusu, itaati, huÅŸusu, yani takvasıdır.

Elinizdeki kitapta cahiliye insanlarının çarpık ibadet mantığı ayrıntılı olarak ele alınmayacaktır. Bu konu hakkında daha kapsamlı bilgi edinmek isteyenler Adamlık Dini adlı kitabımıza başvurabilirler.

Burada özellikle üzerinde durulması gereken bir nokta vardır: Bazı insanlar ibadet kavramını çok kısıtlı deÄŸerlendirir, gün boyunca Allah’ın birkaç emrini yerine getirmenin yeterli olduÄŸunu zannederler. Oysa Kuran’a göre ibadet sadece namaz, oruç, hac, zekat gibi kiÅŸinin üzerine farz olan hükümlerle sınırlı deÄŸildir.

İbadet, kulluk anlamına gelir. Yani insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuÅŸma, hal ve tavır birer ibadettir. Namaz bir insan için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı ÅŸekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, insanları uyarmak, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da birer ibadettir. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Gözardı Edilen Kuran Hükümleri) Bu nedenle, titizlik ve kararlılıkla korunması, uygulanması gerekenler hem fiili ibadetler hem de ahlaki hükümlerdir. Kısacası, müminler Allah’ın Kuran’da bildirdiÄŸi hükümlerin tümüne hayatlarının her anında gereken özeni en fazlasıyla gösterirler. İman edenlerin gün içindeki en önemli ibadetlerinden birisi ise tebliÄŸ, yani insanları doÄŸru yola çağırmak, iyiliÄŸi tavsiye edip kötülükten sakındırmak, onları Kuran’a davet etmektir. Öyle ki, bu ibadet müminlerin günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Mümin, sözleriyle, haliyle, tavrıyla yaÅŸamının her anında Allah’ın dinini diÄŸer insanlara anlatmakla ve İslam ahlakını temsil etmekle yükümlüdür. Üstelik bu yükümlülük sadece dini tanımayanlara yönelik deÄŸildir. Mümin çevresindeki müminlere karşı da en güzel tavırları göstererek örnek olmaya çalışır. Söz konusu gerçekleri Rabbimiz bir ayette şöyle tarif etmektedir:

Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliÄŸi emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoÄŸru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resulü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceÄŸi bunlardır. Şüphesiz Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)

Müminler diÄŸer insanları güzel ahlaka davet etmek için her imkanı kullanmaya gayret ederler. Onları Allah’ın varlığı, birliÄŸi, sıfatları, insanın yaratılış amacı, Allah’ın beÄŸendiÄŸi ideal tavır, davranış ve yaÅŸam biçimi, Kuran ahlakına göre iyi, kötü, doÄŸru, yanlış kavramları, kıyamet, cennet, cehennem ve bunlar gibi konularda bilgilendirirler.

Müminlerin birbirleri arasındaki konuÅŸmaları da gerçekte karşılıklı birer tebliÄŸdir. Onlar da birbirlerini Allah’ın Kuran’da bildirdiÄŸi hükümlere uymaya ve İslam ahlakını eksiksizce yaÅŸamaya davet ederler. Kısacası, müminin genel üslubu, tebliÄŸdir.

Müminler hem sözlü hem de yazılı tebliğ metotlarını uygularlar; ayrıca günümüzün son derece gelişmiş kitle iletişim araçlarından istifade ederler. İnsanları Kuran ahlakına davet ederken televizyon, radyo, kitap, dergi, gazete, mektup gibi araçlardan olabilecek en güzel şekilde faydalanırlar.

Kuran ahlakını yaÅŸayan müminlerin gün içinde tebliÄŸ kadar vakitlerini alan bir diÄŸer konu da tebliÄŸe hazırlık yapmaktır. Allah Kuran’da, Kendi yolunda fikri mücadele etmek isteyenlerin önceden bu iÅŸ için hazırlık yapmaları gerektiÄŸine iÅŸaret etmektedir. Bu nedenle de yapılan tebliÄŸ için insanın kendisini her yönden hazırlaması son derece önemlidir.

TebliÄŸ için müminin öncelikle yapması gereken iÅŸlerden biri, kendini geliÅŸtirmesi; Allah’ın dinini anlatabilecek her türlü bilgiye sahip olmasıdır. Yani hem manevi açıdan hem de bilgi yönünden kendini yetiÅŸtirmesidir. Özlü, isabetli, ihtiyaca yönelik, ikna ve tatmin edici, etkileyici, hikmetli bir biçimde konuÅŸmak ve yazmak için çalışma yapmak gereklidir. Müslümanın Kuran ayetlerini çok iyi öğrenmesi, Peygamberimiz (sav)’in sünnetini kavraması bu hazırlığın ana konularıdır. İşte, tüm bu hazırlıklar ve çalışmalar müminin günlük hayatının belirli bir bölümünü alır.

Gece Yatarken

Gecenin yaratılışında düşünen tüm insanlar için birçok hikmetler vardır. Rabbimiz “Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermiÅŸlerdir” (Yasin Suresi, 37) ayetiyle bu gerçeÄŸi insanlara haber vermiÅŸtir. Sözü edilen hikmetlerden biri, yavaÅŸ yavaÅŸ güneÅŸin kayboluÅŸu ve ardından havanın gitgide kararmasında gizlidir. Bu yavaÅŸ geçiÅŸler sayesinde canlılar, gece ve gündüz arasındaki ışık ve sıcaklık farklılıklarına kolayca alışırlar. Böylece bu farklılıklardan dolayı zarar görmezler. Üstün bir ilim ve kudrete sahip olan Allah, kullarına ve tüm canlılara merhamet etmiÅŸ; birçok insanın hayatında bir kez olsun düşünmediÄŸi bu nimetle onları faydalandırmıştır.

Kuran ahlakına sahip bir insan bunlar üzerinde düşündüğünde Allah’ın “… O, merhametlilerin (en) merhametlisidir” (Yusuf Suresi, 92) ayetiyle bildirdiÄŸi gerçeÄŸin bir delilini daha görür. Şüphesiz, gece ve gündüzün art arda geliÅŸi de Allah’ın insanlar için yarattığı sayısız nimetten biridir. İnsanların bunu daha iyi kavrayabilmeleri için Rabbimiz Kuran’da ÅŸunlara dikkat çekmektedir:

De ki: “Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah’ın dışında size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?”

De ki: “Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah’ın dışında size içinde dinleneceÄŸiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz? (Kasas Suresi, 71-72)

Gecenin de gündüzün de oluÅŸmasına neden olan koÅŸulları, dengeleri ve sistemleri yaratan Allah’tır; bunlardan birinin yokluÄŸu durumunda insanlara yardım edebilecek tek güç de Allah’tır. Allah dilerse, sürekli olarak geceyi ya da sürekli olarak gündüzü yaratabilir. Ancak canlılar buna dayanamazlar. Böyle bir durumun söz konusu olması halinde yeryüzündeki yaÅŸam sona erer. Şüphesiz Allah, gece ve gündüzü kusursuz bir düzen içinde yaratıp bütün canlılara yaÅŸayabilecekleri bir ortam sunmaktadır. Bu ise, O’nun sonsuz ÅŸefkat ve merhametinin iÅŸaretlerindendir. Yukarıdaki ayetlerin devamındaki ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

Kendi rahmetinden olmak üzere O, sizin için, dinlenmeniz ve O’nun fazlından (geçiminizi) aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (Kasas Suresi, 73)

Gece ve gündüzün düzenli olarak birbiri ardınca geliÅŸindeki hikmetleri fark edenler ise sadece akledenler, Allah’tan korkup-sakınanlar, düşünenler, yani Kuran ahlakını yaÅŸayanlardır. Bu durumu Allah bazı ayetlerde şöyle bildirmektedir:

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. (Al-i İmran Suresi, 190)

Gerçekten, gece ile gündüzün art arda geliÅŸinde ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı ÅŸeylerde korkup-sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır. (Yunus Suresi, 6)

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda geliÅŸinde, insanlara yararlı ÅŸeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yaÄŸdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiÄŸi suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eÄŸdirilmiÅŸ bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

Allah insan metabolizmasını geceleri uyumaya ve dinlenmeye uygun bir biçimde yaratmıştır ve bu durumu ayetlerde şu şekilde bildirmektedir:

O, dinlenmeniz için geceyi, gündüzü de aydınlatıcı olarak sizin için yaratmıştır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Yunus Suresi, 67)

Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar. (Mümin Suresi, 61)

Dinlenme vakti olmasının yanı sıra gecenin çok önemli bir özelliÄŸi daha vardır. Gecenin yaratılışındaki hikmetlerden biri de, dünya üzerinde genel bir sessizliÄŸin ve durgunluÄŸun hakim olduÄŸu bu saatlerin bazı ibadetler için en verimli saatler olmasıdır. Gece vaktinin, hareketli olan gündüze göre düşünme, okuma ve duaya daha elveriÅŸli olduÄŸunu Allah Kuran’da şöyle bildirmektedir:

DoÄŸrusu gece neÅŸesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha saÄŸlamdır. Çünkü gündüz, senin için uzun uÄŸraşılar vardır. Rabbinin ismini zikret ve herÅŸeyden kendini çekerek yalnızca O’na yönel. (Müzemmil Suresi, 6-

Geceleri Allah’ın yaratış delilleri üzerinde derin derin düşünmek, Kuran okumak, Allah’a dua etmek gibi bazı ibadetler için konsantrasyon daha kolay elde edilir. Bunun bilincinde olan bir mümin, gece vaktinin tamamını dinlenmek veya uyumakla geçirmez. İhtiyaçları, hataları veya eksikleri konusunda yalnız başına ve için için Allah’a dua eder. Arkasında bıraktığı günün bir deÄŸerlendirmesini yapar; gün içinde yaptığı hataları gözden geçirir ve bu hatalardan dolayı tevbe eder, bağışlanma diler. Vaktini Allah’ın hoÅŸnut olacağı ÅŸekilde geçirir, O’nu anar ve O’na yakınlaÅŸmaya çalışır. Allah’ın varlığı ve yüceliÄŸi, ayetler, evrendeki olaÄŸanüstü düzen, yeryüzündeki canlılar, bunların sahip olduÄŸu kusursuz sistemler, Allah’ın durmaksızın yarattığı nimetler, cennet, cehennem, sonsuzluk… gibi pek çok konu üzerinde düşünür. Gecelerinin bir kısmını ibadetlere ayıran müminlerin davranış biçimlerini Rabbimiz bazı ayetlerde şöyle övmektedir:

Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler. (Furkan Suresi, 64)

Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler… (Secde Suresi, 16)

Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden (gibi) midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.” (Zümer Suresi, 9)

Bu şekilde müminler, gecenin bir bölümünü dua, zikir ve ibadetle geçiren Peygamber Efendimizin bir sünnetini de yerine getirmiş olurlar. Bir ayette bundan şöyle söz edilir:

Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiÄŸinde, yarısında ve üçte birinde kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluÄŸun da (böyle yaptığını bilir)… (Müzemmil Suresi, 20)

Rivayetlerde ise, Peygamber Efendimizin Allah’a kendisine güzel bir ahlak ve iyi bir huy vermesi için dua ettiÄŸi ve dualarında Allah’a şöyle yalvardığı belirtilir:

“Allah’ım! Yaratılışımı ve ahlakımı güzelleÅŸtir. İlahi! Beni ahlakın kötülerinden uzaklaÅŸtır.” (Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayın Evi, İstanbul 1998, s. 789)

Åžunu da unutmamak gerekir ki daha önce belirttiÄŸimiz gibi uyku hali ölümün bir benzeridir ve Allah dilerse, insan bir daha hiç uyanamayabilir. Bu yüzden uyumadan önce geçirilen son dakikalar, insanın bağışlanma dilemesi için belki de son fırsatı olabilir. Allah Zümer Suresi’nde bu gerçeÄŸi, insanlara şöyle haber verir:

Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Zümer Suresi, 42)

Kuran ahlakını yaÅŸayan bir mümin uyumadan önce kendisine -belki de son kez- tanınan bu fırsatın deÄŸerini bilir. Bu gerçeÄŸi göz önünde bulundurarak içtenlikle Allah’a yönelir, günahlarından dolayı bağışlanmayı diler, her konuda Allah’tan yardım ister ve yalnızca Allah’a dua eder.
Esselamünaleyküm dua ile.

 

Yorumlar

Yorum yok.

  • Yorumlar
     
    Your gravatar
    Misafir